Skiciyiz.Biz > Skiciyiz Kış Sporları > Kış Genel Konular

Cevapla
 
Konuyu Paylaş Seçenekler Stil
Alt 20 November 2014, 17:22   #1 (permalink)
 
SPEED
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Nerden: Norrland
Mesajlar: 329
Panel Daveti: Türkiye'de Gelişen Kış Turizmi ve Değişen İklim

Bilgi için: http://ipc.sabanciuniv.edu/event/urk...degisen-iklim/


Katılım için: https://docs.google.com/forms/d/1vOc...E2Whc/viewform


Görüşmek üzere

www.hizkayagi.com
SPEED isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alıntı ile Cevapla
Alt 21 November 2014, 00:12   #2 (permalink)
 
Oner Govsa
 
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nerden: izmir karsıyaka dogumlu ve halen de burada yasıyorum
Mesajlar: 4.469
Selam Speed; o tarihte İstanbul'a gelebilseydim yada İstanbul'da olabilseydim, bu panele de mutlaka katılırdım, ama o tarihte mutlaka İzmir'de olmak durumundayım, neyse ama, bu paneli hatırlattığın için sana çok teşekkürler Speed, ayrıca başarılarının da devamını diliyorum.

Saygı ve sevgiler.
Oner Govsa
Oner Govsa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21 November 2014, 10:33   #3 (permalink)
 
Wolfkan
 
Üyelik tarihi: Nov 2013
Nerden: istanbul-pendik / almanya-heilderberg
Mesajlar: 255
Durum: Cheerful
Oner Abi zaten senin için zaman kaybı olurdu eminim.

standart çıkıp böyle olmalı şöyle olmalı konuşmaları yapılacak.
sende yaptığın analizleri tecrübelerini anlatacaksın ama seni anlayacak yada gerçekten dinleyecek ufku geniş insan bulamayacaksın.


geçen sen kar olmayınca Uludağ dakiler kar makinesi alt yapımız var makinelerini alacağız diye söylemişlerdi ne oldu? hiç. balık hafızalıyız çabuk unutuyoruz.

onların bildiklerini ama işine gelmedikleri ve duymak istemediklerini şeyleri söyleyeceksiniz.
zamanına yazık abi

bu arada birileri gerçekten birşeyleri düzeltmek için harekete geçmiş olsun ve yanılmış olayım ve söylediklerimden utanmış olmayı tercih ederim
Wolfkan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21 November 2014, 11:41   #4 (permalink)
 
SPEED
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Nerden: Norrland
Mesajlar: 329
Oner Govsa´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Selam Speed; o tarihte İstanbul'a gelebilseydim yada İstanbul'da olabilseydim, bu panele de mutlaka katılırdım, ama o tarihte mutlaka İzmir'de olmak durumundayım, neyse ama, bu paneli hatırlattığın için sana çok teşekkürler Speed, ayrıca başarılarının da devamını diliyorum.

Saygı ve sevgiler.
Oner Govsa
Öner abi gelebilmiş olmana çok sevinirdim, eminim bol katkın olurdu. Sezon sonrası daha geniş katılımlı, uluslararası bir toplantı düzenleyeceğiz, darısı oraya artık

www.hizkayagi.com
SPEED isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21 November 2014, 11:42   #5 (permalink)
 
SPEED
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Nerden: Norrland
Mesajlar: 329
Wolfkan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Oner Abi zaten senin için zaman kaybı olurdu eminim.

standart çıkıp böyle olmalı şöyle olmalı konuşmaları yapılacak.
sende yaptığın analizleri tecrübelerini anlatacaksın ama seni anlayacak yada gerçekten dinleyecek ufku geniş insan bulamayacaksın.


geçen sen kar olmayınca Uludağ dakiler kar makinesi alt yapımız var makinelerini alacağız diye söylemişlerdi ne oldu? hiç. balık hafızalıyız çabuk unutuyoruz.

onların bildiklerini ama işine gelmedikleri ve duymak istemediklerini şeyleri söyleyeceksiniz.
zamanına yazık abi

bu arada birileri gerçekten birşeyleri düzeltmek için harekete geçmiş olsun ve yanılmış olayım ve söylediklerimden utanmış olmayı tercih ederim
Bu paneli tam da dedikleriniz yüzünden gerçekleştiriyorum. Buyurun siz de misafirimiz olun, katkılarınızı alalım.

www.hizkayagi.com
SPEED isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21 November 2014, 14:20   #6 (permalink)
 
Wolfkan
 
Üyelik tarihi: Nov 2013
Nerden: istanbul-pendik / almanya-heilderberg
Mesajlar: 255
Durum: Cheerful
okadar güzel yazmıştım ki bir anda her yazdığım gitti maalesef birdaha aynılarını toparlyacak akdar kafa kalmadı))

öncelikle ellerine sağlık en azından birileri uğraşıyor ve umarım başarılı olursun ki bu hepimiz adına fayda sağlayacaktır.

temelde beni rahatsız eden şey,
toplumumuzda büyük eksiklik olan öz eleştiri eksikliği ve birine danışalım kısmındaki büyük eksik taraf maalesef.

hadi sormuyoruz, Avrupalı ne yapmış diye bakıyoruz aynısını yapmıyoruz eksik gedik nasılsa bizimkiler bunu yer diyerek önümüze getiriyorlar ayrıca.
Avusturya'dan bilir kişi getiriyoruz ama bu kişilerden daha uzun yıllar bu dağların yapısını neresinin daha uzun dönem kar tuttuğunu bilen kendi adamlarımıza sormuyoruz. fikri Avrupalıdan alıyoruz ama disiplinini ve kış sporu anlayışını uzak tutuyoruz.
adam ayağında kayak yada bordu olmayanı telesiyej kuyruğuna almıyor yanlış anlamyın kayaksız demiyorum kayağı ve bordun ayağında olma şartı var. pistte yürüyen kar motoru ile gezen kimseyi bulamssın. sadece saatte şukadar insan taşıma kapasiteli tesis yaptık demiyor adamlar okada kayakçı yada snowboarçu çıkarıyoruz diyorlar.
sizce bu konuşmayı yapacak olan federasyon yetkiisi ve otel yönetim kurulu üyeleri bunları bilmiyorlar mı?. kendileri yurt dışına çıktıklarında sporcunun sağlığı için insanlar neler yapıyor bilmiyorlar mı?
kayarken en kötümüz 30-40km/h hızla gidiyoruz yürüyen birine yada pist ortasında oturmuş resim çektirenlere bordu yada kayağı sapladığında sana olacakları yada o kişiye olacakları bilmiyorlar mı? yada nekadar umursuyorlar. yada karmotoru ile çarpıştığında olabilecek kalıcı sakatlanmalar onları hiç enterese ediyor mu?

nazik davetine katılmak isterdim ancak yurtdışında olacağım
lütfen bu soruları benim için dile getirirmisin.
umarım bir sonraki panelde katılma şansı bulurum. yada bir organizasyonla topluca dağa çıktığımızda görüşme fırsatımız olur. daha uzun oturup konuşma fırsatımız olur.

selamlar
volkan
Wolfkan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21 November 2014, 14:54   #7 (permalink)
 
SPEED
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Nerden: Norrland
Mesajlar: 329
Wolfkan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
okadar güzel yazmıştım ki bir anda her yazdığım gitti maalesef birdaha aynılarını toparlyacak akdar kafa kalmadı))

öncelikle ellerine sağlık en azından birileri uğraşıyor ve umarım başarılı olursun ki bu hepimiz adına fayda sağlayacaktır.

temelde beni rahatsız eden şey,
toplumumuzda büyük eksiklik olan öz eleştiri eksikliği ve birine danışalım kısmındaki büyük eksik taraf maalesef.

hadi sormuyoruz, Avrupalı ne yapmış diye bakıyoruz aynısını yapmıyoruz eksik gedik nasılsa bizimkiler bunu yer diyerek önümüze getiriyorlar ayrıca.
Avusturya'dan bilir kişi getiriyoruz ama bu kişilerden daha uzun yıllar bu dağların yapısını neresinin daha uzun dönem kar tuttuğunu bilen kendi adamlarımıza sormuyoruz. fikri Avrupalıdan alıyoruz ama disiplinini ve kış sporu anlayışını uzak tutuyoruz.
adam ayağında kayak yada bordu olmayanı telesiyej kuyruğuna almıyor yanlış anlamyın kayaksız demiyorum kayağı ve bordun ayağında olma şartı var. pistte yürüyen kar motoru ile gezen kimseyi bulamssın. sadece saatte şukadar insan taşıma kapasiteli tesis yaptık demiyor adamlar okada kayakçı yada snowboarçu çıkarıyoruz diyorlar.
sizce bu konuşmayı yapacak olan federasyon yetkiisi ve otel yönetim kurulu üyeleri bunları bilmiyorlar mı?. kendileri yurt dışına çıktıklarında sporcunun sağlığı için insanlar neler yapıyor bilmiyorlar mı?
kayarken en kötümüz 30-40km/h hızla gidiyoruz yürüyen birine yada pist ortasında oturmuş resim çektirenlere bordu yada kayağı sapladığında sana olacakları yada o kişiye olacakları bilmiyorlar mı? yada nekadar umursuyorlar. yada karmotoru ile çarpıştığında olabilecek kalıcı sakatlanmalar onları hiç enterese ediyor mu?

nazik davetine katılmak isterdim ancak yurtdışında olacağım
lütfen bu soruları benim için dile getirirmisin.
umarım bir sonraki panelde katılma şansı bulurum. yada bir organizasyonla topluca dağa çıktığımızda görüşme fırsatımız olur. daha uzun oturup konuşma fırsatımız olur.

selamlar
volkan
Teşekkürler, ne kadar ilgi o kadar bilgi çıkacaktır, yakında tüm paydaşlarla anket ve mülakat çalışmaları da başlatacağız, bir yandan da iklim modellemesi çalışmalarımız devam ediyor, hiçbir şeyi ve kimseyi kapsam dışında bırakmamaya çalışıyoruz..

www.hizkayagi.com
SPEED isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 9 December 2014, 14:36   #8 (permalink)
 
SPEED
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Nerden: Norrland
Mesajlar: 329
Kış Turizmi ve İklim Değişikliği Panel Notları

Dr. O. Cenk Demiroğlu – 3 Aralık Çarşamba günü, Karaköy Minerva Han’da İstanbul Politikalar Merkezi – Sabancı Üniversitesi – Stiftung Mercator Girişimi ve TUYED işbirliğinde başarılı bir panel gerçekleştirdik. Oldukça sıcak bir konu olan “Türkiye’de Gelişen Kış Turizmi ve Değişen İklim” meselesini tartıştığımız etkinliğe yüze yakın kişi katılarak, TUYED Başkanı Kerem Köfteoğlu moderatörlüğünde şahsım ve değerli misafirlerimiz Uludağ Beceren Otel İşletmecisi ve Güney Marmara Otelciler Birliği Başkanı Haluk Beceren, Kayseri Erciyes A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Kayak Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Dr Murat Cahid Cıngı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda kış turizminin planlanmasından sorumlu uzmanlardan Şener Şen’i dinlediler. Böylece konu hakkında hem sektörün eski ve yenilerinin hem de kamu ve akademinin bilgi ve görüşleri dile gelebilmiş oldu. Uludağ Kayak Merkezi’ndeki işletmeleri ile kış turizmine uzun süreler hizmet vermiş kişilerin başında gelen Beceren, kış turizminin gelişimi konusuna kaynaklarda pek rastlayamayacağımız bir tarihçe ile giriş yaptı. Bu bilgilere göre; Uludağ’a yönelik ilk turizm hareketleri 1920’li yılların yaz mevsimlerinde Bursalıların dağın yeşil ve sulak doğasına ve zengin ve endemik bitki ve hayvan hayatına tanık olmak, serin ve temiz havasını çekmek amaçlarıyla seyahat etmeleri üzerine başlamış. Yani bir nevi ekoturizm hareketi ilk tetiği çekmiş. Bu talebe icapla Bursa Valiliği, dağın ilk konaklama tesisi olan ve günümüze kadar süregelen Büyük Otel’i hizmete sokmuş. Burada ilginç olan turizmin ulaştırma ayağıyla ilgili olan hikâye. Zira bu yıllar ulaşım halen en basit yollarla sürmekteymiş. Patikalar üzerinden at ve katırlarla… Daha sonraları vergi borçlarına karşılık emeklerini sunan Kütahyalı işçiler sayesinde günümüze kadar süregelen yol, önce Kirazlıyayla’ya, oradan da Oteller Bölgesi ve Bakacak’a kadar inşa edilmiş. Böylece 1940’larda yaz turizmi daha da cazip hale gelerek, meralara hayvanların salındığı, turistlerin çadır ve barakalarda kamp kurduğu yoğun bir yayla faaliyetine dönüşmüş. 1950’lerde büyümeye devam eden yaz turizmine, Büyük Otel’in Türkiye’nin devlet eliyle kurulan ilk otel zinciri TUSAN’ın (Turizm Sanayi A.Ş.) ilk şubesi olarak hizmete alınması ile kış turizmi de eklenmeye başlanmış. Ne var ki kayak sporunun çekirdekte olduğu bu kış turizmi türünün gelişimi de, yaz turizmi gibi yine ulaşım sorunlarıyla karşılaşmış. Bu sefer sıkıntı, yol olmamasından ziyade var olan yolun kardan temizlenmesi şeklinde cereyan etmiş. Sorun, Kirazlıyayla Sanatoryumu’nun açılması ile ilk kar açma makinesinin devreye girmesi ve benzer bir yatırımı TUSAN otelinin de gerçekleştirmesi ile aşılmış. Geçiş döneminde ise turistlerin ve turizmcilerin en büyük yardımcıları Keles Köyü’nün Türkmenleri olmuş. Kışın karlı günlerinde turistlerin yükünü hafifletmek için her çıkışta neredeyse bir gün, inişlerde ise üç saat boyunca hamallık yapan bu yerel halk, bana tıpkı günümüzün kayak yarışlarında yarışçıların sağ kolu olan, adlarını Everest tırmanıcılarına yardım ve rehberlik eden Doğu Nepalliler’den alan “Şerpa”ları anımsattı. Beceren, 1950’lerde kar açma makinelerinin devreye girmesinin Uludağ için bir “milat” olduğunu söylüyor. Zira bu gelişmenin akabinde TUSAN’ın işletmeleri daha da gelişmiş, ayrıca Beden Terbiyesi’nin Kayak Evi ve ilk özel tesisler Odun Palas ve Küçük Otel’in açılışları da bu döneme rast gelmiş. Ancak bu milat daha ziyade kış turizmi için bir milat olmuş, yaz turizmi içinse olumsuz gelişmeler yaşanmış. 1960’lara kadar Bursalıların yoğun bir şekilde yazlarını geçirdikleri Uludağ yaylaları, bölgenin Milli Park ilan edilmesi ile kanun gereği kamp izinlerinin kalkması nedeniyle misafirlerini bir anda yitirmiş. Hatta Beceren’in belirttiğine göre, yazlıkçılarla beraber hayvanlarının da gitmesi, çevre üzerinde zincirleme etkilere neden olmuş. Örneğin, Uludağ’ın simgelerinden, Apollo Kelebeği, üremesine vesile olan koyunlardan uzak kalınca, sayıca azalmış ve günümüzde sadece Haziran ortasından Temmuz sonuna kadar Kuşaklıkaya bölgesinde nadiren görülür hale gelmiş. Yaz turizmiyle ilgili bir başka olumsuz gelişme ise, 1990’ların sonuna kadar Yalova Termal ile birlikte Uludağ’ı da sık sık rotalarına katan, ülkelerinde bulamadıkları dağın serin, yeşil ve sulak ortamlarına çekilen Orta Doğulu turistlerin 1999 depreminde kayıplar vermeleri ve bölgenin güvenlik imajının zedelenmesi olmuş. Beceren, depremi yaşayan bu neslin artık değişmesi ve ülkemize yönelik Orta Doğulu ilgisinin zirve yapması ile bu kayıp pazarın tekrar canlandığını da belirtiyor. 1965 yılında açılan ve günümüzde yenilenerek dünyanın en uzunlarından biri haline gelen Teleferik sisteminin ise en azından günübirlik ziyaretçiler açısından yazın bir artış sağlayabileceği düşünülüyor. Burada bir parantez açalım: Dağlarda yaz turizminin geliştirilmesi ve ayakta tutulması, özellikle iklim değişikliği karşısında giderek kısalan kış sezonları nedeniyle çok daha önemli bir noktaya geldi. Öyle ki, Dünya Turizm Örgütü bu sene içerisinde sadece dağlarda yaz turizminin önemine odaklanan bir etkinlik bile düzenledi. Buradaki sonuç raporunda; iklim değişikliğinin dağların yaz sezonunu uzatabileceği ve yazın dağ havasına olan talebi arttıracağı ve bu talep karşısında turistik ürünün klasik kitle ürününden ziyade çoklu nişlere hitap eder bir hale getirilmesi gerektiği noktaları özellikle vurgulandı. Gelelim Beceren’in Uludağ’ın günümüzdeki asıl ürünü olan kış turizmi hakkında verdiği bilgilere. Uludağ bugünlere pek devlet desteği ile gelmemiş. Genellikle özel sektörün Milli Park’tan “ara sıra” alabildiği izinlerle gelişebilmiş ve Bursa’nın ekonomik büyümesine de katkıları olmuş. Halen 23 otel ve iki misafirhanedeki 7 bin yatak arzı ile Türkiye’nin en yüksek konaklama kapasiteli kayak merkezi olma niceliğinde. Bu arza en büyük katkı ise TSK’ya ait tesislerden geliyor. Diğer birçok kamu misafirhanesi ise son yıllarda yıkılmış, ancak arsalarının otel olmak üzere tekrar ihale edilmesi söz konusu. Merkeze sezonda günlük 15 bin kişiye kadar ziyaretçi gelebiliyor. Beceren, park sorunun hala sürdüğünü, Milli Park’tan bu konunun çözümü için uygun bir alan alamadıklarını belirtiyor. Belki de Uludağ’ın bu derdine en güzel çözüm bir yer altı otoparkı olacaktır. Dünyanın en gözde kayak merkezlerinde uygulama genelde böyle. Böylece, park sorunu yeraltında çözüldüğü gibi kayak merkezinin yerüstünde de araç trafiği ve gürültüsü ortadan kaldırılarak yayalara açılıyor ve “köy meydanı” da ayrı bir cazibe noktası haline geliyor. Beceren, son olarak bir de sürpriz haber verdi. Keşiştepe zirvesi (2480 m) ile Kuşaklıkaya Tepesi (2150 m) arasındaki sırttan aşağı yönde kalan çanakta yeni bir kayak alanı oluşturacak bir mekanik tesis fikri. Henüz taze olan bu fikrin hayata geçmesi için 6-7 sene bekleniyor. Eğer başarıya ulaşırsa, kayak merkezinin iklim değişikliği karşısında risk altında olduğu düşünülen ortalama rakımı yukarı çekilmiş olacak. İstanbul Politikalar Merkezi ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi olarak bizim yaptığımız ön çalışmalar da bu gelişmeyi destekler nitelikte. Zira dağda henüz yapay karlama sistemleri kurulmuş değil, ancak kurulsalar bile işlemeleri için yeterli soğuk havayı yakın gelecekte ancak zirve irtifalarında bulabilecekler. Panelde Beceren’den sözü alan Kayseri Erciyes A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Murat Cahid Cıngı, konuşmasında Erciyes Kayak Merkezi’nin planlaması ve işletilmesine yönelik önemli bilgiler verdi. Uludağ gibi aslında Türkiye kayak tarihi açısından uzun bir geçmişi olan Erciyes’in, Uludağ’ın aksine son yıllarda yaşadığı 800 milyon TL’lik yenileme sayesinde daha olumlu bir gidişatta olduğunu anladık. Bu gidişatın başlangıcında, 2005 yılında çıkan Belediye Kanunu oldukça yararlı olmuş ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin Erciyes Kayak Merkezi üzerindeki etki ve yetki alanını, hatta mülkiyet durumunu kökten değiştirmiş. Çok başlılık ortadan kalkınca dağın bütüncül olarak planlanabilmesi için profesyonel kurumlarla işbirliği yapılmış. Sonuçta ortaya 40 km mekanik tesis ve 200 km pist ile 3000 kişiye istihdam sağlayan ve senede yaklaşık 500 milyon TL gelir elde etmesi öngörülen bir kayak merkezi çıkmış. Ayrıca, dağınık ve çarpık konaklama tesislerinin tekrar düzenlenmesi sonrası farklı yatırımcılar tarafından üstlenilen 21 otelin yapılması da gündemde. Ancak bu merkezde beni fiziksel özelliklerden ziyade en çok heyecanlandırılan konu, Türkiye’de en sonunda gerçek anlamda bir Destinasyon Yönetim Şirketi’nin kurulmuş olması. Yıllarca ya ders kitaplarında ya da yurtdışında görebildiğimiz bu işletme modeli Türkiye’de sadece kış turizmi için değil tüm turizm türleri için örnek olmalı. Sivas’ta yeni kurulan Yıldız Dağı Kayak Merkezi, yakın gelecekte Erciyes’i işletme anlamında model alacak ilk destinasyon olacak. Erciyes’te kış turizmini güçlendirecek ve turizmi on iki aya yayabilecek farklı turizm türleri için önemli yatırımlar yapılmış ve pazarlama hedefleri konulmuş. Örneğin yerel talebi oluşturmak ve güçlendirmek için çok makul fiyatlara toplu kayak dersleri sunuluyor. Yaz turizmini hareketlendirmek için ise trekking ve bisiklet parkurları oluşturulmuş, Uludağ’ın geçmişini anımsatan çadır kampları yapılmış ve ayrıca futbol gibi farklı spor tesisleri ve kongre merkezi için de çalışmalar başlamış. Kışın egemen olan kayak ürününe karşılıklı bir katma değer sağlaması açısından da akıllıca bir fikir geliştirilmiş: “Kültür Kayağı”. Kayseri şehri ve Kapadokya destinasyonları ile iç içe bir pazarlama mantığını içeren bu uygulama hayata geçtiğinde bölgeye farklı bir hava ve yarar katacaktır. Erciyes’in diğer kayak merkezlerine örnek olabilecek bir başka yönü ise iklim değişikliğini en baştan ciddiye almış olması ve yatırım ve işletme planlarını bu yönde geliştirmesi (Konuyu bu derece ciddiye alan bir diğer örnek ise şimdilik Erzurum’daki özel bir tesis). Ekonomik fizibilite çalışmaları ve pazar araştırmalarına girilmeden evvel iklimsel uygunluk çalışmaları yapılmış. Bu bağlamda teknik analizler yapılmış ve 2007 yılında KASKİ öncülüğünde 100’e yakın yerli ve yabancı bilim insanını içeren bir iklim değişikliği sempozyumu gerçekleştirilmiş. Ancak o yıllarda kayak merkezlerine özel klimatolojik değerlendirmeler tam gelişmediğinden olsa gerek, çalışmalar sonucunda, “Erciyes’in 50 sene boyunca küresel ısınmadan etkilenmeyeceği” gibi fazladan iyimser varsayımlar ortaya atılmış. Yine de Erciyes yönetimi, ısınma riskine uyum sağlamaya yönelik önlemlerini şimdiden almış ve ekonomik açıdan isabetli bir kararla 1,7 kilometrekarelik bir alana yayılan geniş bir karlama sistemi kurmuş. Cıngı’nın deyimiyle; geçen sene bize geleceğin bir provasını yaptıran “bereketsiz kış sezonu, doğal kara kalsa hiç başlamayacaktı”. Bu durum, gerek Bakanlık gerekse Federasyon kanallarıyla duyurulan milyonlarca TL’lik müstakbel kış turizmi yatırımlarının arifesinde tüm Türkiye için kapsamlı bir iklim değerlendirmesi yapılmasının gereğine işaret ediyor. Panelin üçüncü konuşmacısı Şen, dinleyicilere turizm hakkında genel bilgiler sunduktan sonra, kış turizminin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2023 Türkiye Turizm Stratejisi kapsamında yedi ana koridorundan biri olduğuna dikkat çekti. Bakanlık güdümündeki kış turizmi arzının Türkiye’deki kronolojik gelişimini de özetleyen Şen, 13.500 olan toplam yatak arzını 2023 yılında 28 merkezde 100 bine çıkarma hedefleri bulunduğunu belirtti. Kendilerinin belirledikleri diğer paydaşlarla birlikte bu hedefe ulaşmalarını sağlayacak yol haritasının ana başlıkları ise kulağa oldukça yapıcı geliyordu: kayak sporu ve kültürünü tabana yayacak etkinlik ve destekler yaratılması, sömestr tatilinin uzatılması ve bölgelere göre farklı dönemlerde gerçekleşmesi (ki bu fikri ilk kez 2008’de Çeşme Turizm Sempozyumu’nda Doç. Dr. Asım Saldamlı hocamızdan da dinlemiştim ve çok beğenmiştim), Türkiye’nin deniz-kum-güneş ve kültür imajlarının yanına “kış” imajının da eklenmesi için gerekli dış tanıtım çabalarının arttırılması (yurtdışında yaşadığım zamanlarda insanları bırakın Türkiye’de kayak kayıldığına inanmaya, kar yağdığına bile zor ikna ediyordum), Erciyes’te olduğu gibi dağlara ve kayak merkezlerine özel destinasyon yönetim düzenlemelerinin oluşturulması ve tüm bunların ötesinde, iki sene içerisinde genel bir strateji belgesi ve eylem planı ışığında dağlara özel master planların ve yatırım teşviklerinin oluşturulması. Şen, Bakanlık güdümündeki kayak merkezlerini fiziksel planları üzerinden tanıtırken, iklim değişikliğinin etkileri ve uyum stratejileri üzerine de sahadan önemli ipuçları verdi. Kuruluş yeri seçiminde doğal kar güvenirliği hattı için genellikle 2000 m’nin referans alındığını belirten Şen, bir bölümü bu irtifanın altında kalan “riskli” merkezlerden Davraz’da mekanik tesislerin artık daha yükseklere taşındığını belirtti. Ayrıca, örneğin Karboğazı gibi yeni kayak merkezlerinin planlarında meteoroloji istasyonlarının olmazsa olmaz bir bileşen haline geldiğini de söyledi. Bununla birlikte; istasyonu olsun olmasın, kayak merkezlerinin kuruluş yerleri seçilirken gelecekteki kar hatlarını ve yapay karlama kapasitelerini anlamamıza yarayan, dünyanın en gelişmiş bilgisayarları vasıtasıyla sayısız gözlem ve parametreyi dikkate alan iklim modellerinin dikkate alınması gereği de ayrı bir gerçek. Aksi takdirde daha şimdiden ideal sezon süresini kaybetmiş kayak merkezlerimize yenileri eklenecektir. Bana gelince: Basının verdiğim veriler karşısındaki ilgisine istinaden bir tekrar da buradan yapmak istiyorum. Zira 2,5 saat boyunca hızlı bir akışla giden panelde belki de çok fazla rakam telaffuz ettim ve gördüğüm kadarıyla bunların bazıları haberleşirken hatalı hale gelmiş. Buradan bunları tam ve doğru olarak paylaşayım: – Dünyada 80 ülkede 6000 kayak alanı var. Bunların 2000 tanesi ölçekleri nedeniyle kayak merkezi olarak sınıflandırılabilir. – Küresel piyasada 115 milyon kar sporları meraklısı var. Senelik toplam ziyaret, gün sayısı olarak 400 milyon. Uzun süredir durağan seyreden bu rakam özellikle Çin’deki büyümeden dolayı 2020’de 420 milyona erişebilir. – Kış turizmi büyük ölçüde bir iç turizm hareketi. Turist gönderen ve alan ülkeler sınırlı. En fazla turist gönderen ülkeler; Almanya (3,7 milyon), İngiltere (2 milyon), Hollanda (700 bin) ve Rusya (500 bin). En fazla turist alan ülkeler; Avusturya (5 milyon), Fransa (2,5 milyon), İsviçre (1,9 milyon), İtalya (600 bin), Çek Cumhuriyeti (400 bin). Kış turizminde senelik uluslararası seyahat sayısının ulaşabileceği rakam, şimdilik azami 19 milyon. Dolayısıyla otoriteler yeni yatırımları planlarken bu gerçeği dikkate almalı. Uluslararası bağlamda nispeten küçük ve bölgesel açıdan Alpler’e sıkışmış bir pazardan söz ediyoruz. – Türkiye’de 50’yi aşkın kayak alanı var. Bunların en az beşini kayak merkezi olarak sınıflandırabiliriz. Detaylı envanteri görmek için www.kayakharitasi.com ‘u ziyaret edebilirsiniz. – Türkiye’de kış sporları meraklısı sayısının şimdilik sadece 100 bin ile sınırlı olduğu düşünülüyor. Ancak doğru politikalar ile bu sayının milyonları bulması sürpriz olmaz. – Fransa’dan Slovenya’ya Alpler’in yedi ülkede kapladığı alan 190 bin kilometrekare. Türkiye’nin 1750 m üzerindeki arazisi ise 139 bin kilometrekare. 3000 m üzerinde ise sadece 2770 kilometrekare. Fiziki açıdan büyük bir potansiyelimiz var. Ancak küresel ısınma kar hattımızı yukarıya çektikçe bu alan da hızla daralacak. – Kuzeydoğu ABD’de bulunan 103 kayak merkezinden 61’inin kısalacak sezonlar yüzünden finansal zorluklar yaşayarak sektör dışına itileceği belirtiliyor. Avustralya’da kötü geçen 2006 sezonunda 1997-2005 ortalamasına göre satışlarda %69 düşüş yaşanmış. Beceren’in verilerine göre; Uludağ’da da bu kayıp geçtiğimiz sezon %35-40 civarlarında gerçekleşmiş. Slovakya’daki bir kayak merkezini temel alarak yaptığımız bir ekonometrik modelleme çalışması ise, her 1 cm’lik kar kaybının satışlarda %1,2’lik bir düşüşe denk geldiğini gösterdi. – İklim değişikliğine uyum sağlamak için dünyada kayak merkezleri çok farklı uyum stratejileri takip ediyor. Bunların başında yapay karlama geliyor. Ayrıca, yükseğe taşınma, ürün çeşitlendirme ve hatta bulut tohumlama gibi alternatifler de mevcut. Bu tür stratejiler sorunu çözmeyip ancak semptomları gideriyor, ancak geçmişte saldığımız sera gazlarının etkileri birkaç yıl daha süreceği için uyum stratejileri ön planda tutulmalı. Ekim ayında saygın bilimsel dergilerden Nature’da yayınlanan kapsamlı bir araştırmaya göre; bu süre içerisinde yine ısınmadan kaynaklanan sert ve soğuk – ancak yine ısınmadan kaynaklanan – kışlar da yaşayabiliriz. Bu kışların da ömrü en fazla 20 sene olarak tahmin ediliyor. Dolayısıyla güzel geçecek bir kayak sezonuna aldanıp önlemi bir kenara koymamalıyız. Ayrıca sorunu gerçekten sürdürülebilir bir şekilde çözmek istiyorsak asıl kaynağına inmemiz gerekiyor. Zira iklim değişikliği, fosil yakıt kullanımı gibi insan kaynaklı sera gazı salımlarındaki artıştan kaynaklanıyor. Dünyanın doğal dengesini daha fazla bozmadan bu salımların azaltılması şart. Türk kış turizmi sektörü, yurtdışındaki POW (Protect Our Winters) vb girişimlerin bir benzerini yaratmalıdır. Böyle bir süreç, hem dünyanın hem de kış turizminin hayrına olacaktır. Panelin son bölümü de, dinleyicilerden gelen ilginç sorularla oldukça hareketli geçti. Bu sezon Ergan Kayak Merkezi’nin (Erzincan) işletmeciliğini üstlendiğini belirten bir dinleyici, nasıl işletme kârlılığı sağlayabileceklerine dair katılımcıların fikirlerini sordu. Bir diğer dinleyici ise, özellikle Uludağ’daki yüksek fiyatlardan şikayet etti. Kış turizmi üzerine uzman bir acentenin temsilcisi ise, uygulamadaki önemli fakat atladığımız bir soruna dikkat çekti: ulaşım. İlk sorunun iki cevabı oldu: Cıngı, Erciyes’te hizmet-odaklı bir işletme olduklarını ve kârı ikinci plana attıklarını söyledi. Beceren ise, kendilerinin Uludağ’da Erciyes gibi kamu desteği görmelerine dair bir şansları olmadığını ve işletme kârlılığının çok zor elde edildiğini belirtti. Belki bu cevap, ikinci soruya da bir cevap teşkil ediyordu. Her ne kadar Beceren’in belirttiği gibi konaklama ve mekanik tesis gibi hizmetler Uludağ’da artık çok pahalı olmasa da, özellikle yeme-içme fiyatları halen çok yüksek. Örneğin daha sezon açılmamışken 29 Kasım günü bir kafeteryada iki adet köftenin 30 TL, bir tostun 20 TL olduğunu gördüm. Yine oradaki bir mekanik tesisin işletmecisi ile yaptığım görüşmede çok yüksek kira ödediklerini öğrendim. Fiyatlar kadar maliyetler de çok yüksek. Yani kış turizminde kâr etmek için anladığımız kadarıyla şimdilik ya yüksek fiyat politikası izlememiz ya da bir yerlerden sübvansiyon bulmamız gerekiyor. İklim değişikliği nedeniyle kısalan sezonlarla baş etmek de cabası. Kurumsallaşmış yurtdışı kış turizmi destinasyonlarında ise gördüğümüz eğilim, kayak merkezine dair fiyat-değer düzeyini en çekici hale getirmek ve asıl getiriyi merkez çevresinde geliştirilen gayrimenkul projeleri üzerinden yaratmak yönünde. Aslında böylece iklim değişikliğinin finansal riski de tüketiciye transfer edilmiş oluyor. Ulaşım sorunu ise daha makro düzeyde, belki Bakanlık öncülüğünde THY ve diğer havayolları ile işbirliğinde çözülmeli. Zira bazı kayak merkezlerinin bulunduğu illere yönelik sefer tarifeleri turlara gün kaybettirebilmekte. Ayrıca bazı havayollarının kayak ekipmanları için aldıkları ekstra ücretler turistleri caydırmakta. Dolayısıyla kayak sporu ve kültürünü ülke çapına yaymak ve hatta yurtdışına da cazip kılmak istiyorsak ulaşım tarife ve ücretlerine teşvik edici bir düzenleme getirmek faydalı olacaktır. Aksi takdirde ülkemizde Batıdan Doğuya bir turizm hareketini tam olarak canlandıramayız. 15 milyon kayakçının yaşadığı Almanya gibi dış pazarlara sadece iki saatlik karayolu mesafesinde bulunan Avusturya, İsviçre ve Çek Cumhuriyeti gibi destinasyonların kayak merkezleri ile de rekabet edemeyiz. Panelimiz, kanımca kış turizmi gibi Türkiye’nin saklı kalmış önemli bir potansiyelini anlamamız açısından oldukça faydalı oldu. Önümüzdeki aylarda bu tür bir etkinliği daha geniş katılımlı ve uluslararası bir düzeyde tekrar gerçekleştirecek ve sizlere daha fazla bilgi sağlamaya çalışacağız.

www.hizkayagi.com
SPEED isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 9 December 2014, 14:37   #9 (permalink)
 
SPEED
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Nerden: Norrland
Mesajlar: 329
bu da linki: http://www.tuyed.org.tr/haber/kis-tu...panel-notlari/

www.hizkayagi.com
SPEED isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 9 December 2014, 15:08   #10 (permalink)
 
lungta
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Nerden: ANKARA
Mesajlar: 2.628
Speed selamlar. Çalışmalarınızı takip ediyoruz. Bizim de Erciyes ile ilgili bu ılıman iklimmkonusuna cevap olabileciğini düşündüğümüz bir konu var. O da 2700-3200m arasında kalan , güneşlenme süresi düşük, rüzgar alma durumu düşük ve kar tutma kabiliyeti yüksek olan doğu ÇANAK bölgesinin master planda neden dikkate alınmadığı. Uludağda üst rakımlara erişmenin önemine değinmişiniz fakat erciyesle ilgili bir yorum göremedim. 3300 m ye yapılan ottoman pisti henüz açılmadı , açılsa bile sadece ileri düzeye hitap eden ve kar tutması zor bir sırt üzerinde olduğu için , çanak bölgesindeli bizim mayısın son haftalarında bile 3200-2500m de kesintisiz kaydığumız bölgenin neden sezonu uzatmak için proje kapsamında dikkate alınmadığını merak ediyoruz. Konu ile ilgili görüşlerinizi paylaşırsanız memnun olurum.
lungta isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 skici ve 1 Röntgenci)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni konu açamazsınız
Mesajlara cevap yazamazsınız
Mesajlarınıza dosya eklemeyezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Türkiye'deki Kayak/Kış Turizmi Destinasyonlarının Rekabetçi Konumlandırması Anketi svsvrn Oteller, Tesisler ve Eleştirileriniz 60 13 January 2014 15:18
Satılık Demon DIEL Soğuk İklim Ceketi XL heldinvalk İkinci El Satılık & Alınık 0 1 February 2011 20:23
son yılların en hızlı gelişen kış sporu ne ? Burtonogullari Yaz Genel Konular 6 3 November 2010 10:39
İklim Zirvesi Bugün Başlıyor sygnylmz Off Pist 0 7 December 2009 10:40
Beyaz'a Üyelik Daveti semX Geyik 54 18 December 2008 01:18


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:57 .


skiciyiz.biz - boardcuyuz.bizsnowboardcuyuz.bizwakeboardcuyuz.biz - kiteboardcuyuz.biz  - windsurfcuyuz.biz - skiciyiz.com
Snowboard ve kayak hakkında her şey ile birlikte, günübirlik uludağ ve günübirlik kartalkaya turları burada!
 

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.
hosting
skiciyiz.biz, yaz ve kış extreme sporları ile ilgili paylaşım sitesidir! Ve siteye gönderilen tüm mesajlar onaydan geçmeksizin anında paylaşılmaktadır. skiciyiz.biz, yazılan konu ve mesajlardan hiç bir şekilde "sorumlu" tutulmaz, tutulamaz. Tüm sorumluluk yazara aittir. İsteyen istediği gibi copy-paste yapabilir ancak 3. şahısların karşılaşacağı sorunlardan da skiciyiz.biz sorumlu tutulamaz.

skiciyiz.biz & skcyz.bz | Copyright ©2007 - 2015 | Bütün Hakları Saklıdır


radore