Skiciyiz.Biz > Skiciyiz Cafe > Off Pist

Cevapla
 
Konuyu Paylaş Seçenekler Stil
Alt 15 December 2013, 15:50   #1 (permalink)
 
demohayat
 
Üyelik tarihi: Dec 2011
Nerden: Ankara
Mesajlar: 290
Durum: Balanced
Erdal Şener Albay'dan Mektup Var...

Merhaba... Çok yakın aile dostumuz Erdal Şener yaklaşık 1.5 yıldır bilindik olaylardan askeri ceza evinde yatmakta. Kendisinin yazdığı mektubu buradan da paylaşmak istiyorum. Şu anda yaşanan olayları belki 1. ağızdan birkez daha dinlemek veya idrak etmek isteyenler olur diye...

"
12 Aralık 2013
Mamak Askeri Cezaevi

SEVGİLİ DOSTLARIM;
Öncelikle selam, saygı ve sevgilerimi iletiyorum.
Birçoğunuzun bildiği, ancak bazı arkadaşlarımın gelen mesajlarından haberlerinin olmadığını anladığım, günümüz Türkiye’sinde benzerlerini sıklıkla gördüğümüz davalardan, İzmir 12’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ nin “Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma ve Devletin Güvenliğine İlişkin Gizli Belgeleri Temin Etme” konulu (Kamuoyunda bilinen adıyla ‘’Askeri Casusluk’’) davasında ben de sanık olarak yargılanmaktayım ve bu kapsamda 18 aydır tutuklu olarak Askeri Cezaevinde bulunmaktayım.
Bu satırlarla hem dostlarıma yazmak, hem de dava hakkında sizleri bilgilendirmek istedim.

Sevgili dostlarım;
Belki biliyorsunuz, belki de bilmiyorsunuzdur, ama şöyle bir gerçek var ki, Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilindeki mahkemelerde yapılan tüm yargılamalar ‘’YÜCE TÜRK MİLLETİ ADINA’’ yapılmaktadır. Bu nedenle aşağıdaki satırları ‘’YÜCE TÜRK MİLLETİ’’nin bir ferdi olarak okumanızda, sizler adına yapılan yargılamaların ne şekilde devam ettiğini bilmenizde fayda olacağını düşünüyorum.

Öncelikle şuna emin olunuz;
Bizler vatanımıza, milletimize, devletimize ve bayrağımıza asla ihanet etmedik. Bunu telaffuz etmeyi bile kendimize yakıştıramıyor, zul olarak kabul ediyoruz. Şanlı Türk Bayrağı üzerine elimizi koyarak ettiğimiz yemine asla halel getirmedik. Bizlerin değişmez Başkomutanı Mustafa Kemal ATATÜRK’tür ve izleyeceğimiz yol O’nun manevi mirası olan akıl ve bilim yoludur. Bunu hiçbir güç değiştirmeye muktedir olamayacaktır.!

Bizler, şu an için kendimizi bir tasfiye davasının veya diğer bir ifadeyle vicdansız bir iftiranın mağdur subayları olarak görüyoruz. Daha önce çeşitli adlarla Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı uygulanmış olan dijital komploların bir benzeri, belki de en kapsamlısı şu an bizlere karşı uygulanmaktadır.

Basında bilinçli olarak “ASKERİ CASUSLUK” adıyla yansıtılarak halkın gözünde bizleri VATAN HAİNİ gibi gösteren bu operasyon, gerçekte ve tam anlamıyla bir “ASKER’İ TASFİYE” operasyonudur. Bugün yaşadıklarımız, bizleri Türk Silahlı Kuvvetlerinden tasfiye etmeyi amaçlayan acımasız ve vicdansız bir komplonun sonucudur.

Ortada bizi suçlu gösteren hiçbir somut delil yoktur. Savcılıkça yapılan sorgulamada; hiç tanımadığımız sivil bir şahsın evinden çıkan, kimin tarafından yazıldığı belli olmayan dijital bir klasörde adımızın ve bazı dijital dosyalarda uydurma bir kullanıcı adının yazılmış olması sebebiyle, sözde örgüt üyesi olmaktan ve bazı askeri dijital belgeleri temin etmekten suçlanmaktayız. Sözde örgüt faaliyeti kapsamında yapıldığı iddia edilen bütün faaliyetler, nasıl ele geçirildiği şüpheli, kişilerle illiyet bağı kurulamamış taşınabilir dijital materyallerde yer aldığı iddia edilen, bilgisayar okur yazarı olan herkes tarafından yazılabilecek ve tek başına hukuki olarak geçerliliği olmadığı konusunda akademisyenlerin mutabık olduğu dijital verilerden/notlardan başka bir şey değildir.

Ortada somut hiçbir delil olmamasına rağmen, anlaşılmaz bir şekilde yaklaşık 1,5 yıldır suçlu gibi ceza çektiriliyoruz. Yürekleri yaralayan bu durumu, adil bir yargı sisteminin içine sindirebilmesi mümkün değildir.
Bize bu komployu kuran kişilerin gerçek amacı; Türk Silahlı Kuvvetlerinin değişik birimlerinde şeref ve onurlarıyla görev yapmakta olan, mesleki kariyerlerinin en iyi yerlerinde bulunan nitelikli subaylar ile generalleri tasfiye etmek ve bizim tutukluluk halimizi psikolojik baskı unsuru olarak kullanarak, bizim gibi bu vatana hizmet etme dışında başka hiçbir beklentisi olmayan diğer TSK personelinin de emeklilik veya istifa yoluyla bir an önce sistem dışına çıkmalarını sağlamaktır. Bu davada; 9 general/amiral, onlarca kurmay subay, Kara, Hava, Deniz ve Jandarmadan pek çok Alay Komutanı, Boğaz ve Deniz Üs Komutanları, Komodorlar, Kurmay Başkanları, F-16 Filo Komutanları, Firkateyn Komutanları, Tabur Komutanları, Askeri Ataşeler, MİLGEM (Milli Gemi) ve Milli Torpido gibi çok önemli milli projelerde çalışan üst düzey askeri mühendisler, Yüksek Lisans ve Doktorasını yapmış akademisyenler, Hastane Baştabipleri, Tıp Doktorları, Profesörler, şizofreninin çaresini bulmuş ve bu konuda geliştirdiği ilaçla dünya çapında değer kazanmış bilim insanı gibi pek çok mesleğinde temayüz etmiş değerli askeri personel tutuklu ve/veya sanık durumundadır. Hayatın doğal akışı dikkate alındığında bu kişilerin üzerlerine atılan bu suçları işlemesi ve 20’li yaşlarda bir üniversite öğrencisinin peşine takılıp sözde örgüte üye olması kabul edilebilir mi? Yorumu aklı selim sahibi olanların takdirine ve vicdanlarına bırakıyoruz.

Bizler, bir ülkede evrensel hukuk ilkelerine uyulmadığında, insanların başına neler gelebileceğini bizzat yaşayarak gördük. Gerçek özgürlük, gerçek demokrasi ancak hakça bir adaletle sağlanır ve uygarlığın en temel ölçüsü de budur. Bu kapsamda; bugün ülkemizde yaşadığımız gerçek sorun, “TUTUKLU ASKERLER SORUNU” değil, alçakça komplolar kurularak masum T.C. vatandaşlarının özgürlüklerinin ellerinden alınması, insan haklarının ihlal edilmesi ve onurlarının lekelenmeye çalışılması sorunudur. Sorun sadece adalet, vicdan ve demokrasi sorunudur, aslında hepimizin ve ülkemizin geleceği sorunudur.

Son yıllarda sıklıkla uygulanan dijital komplolara karşı bir an önce gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Aksi takdirde; başkalarının evlerinden çıkan, kimin tarafından hazırlandığı bilinmeyen (?!!!...), iftira niteliğindeki uydurma dijital dosyalarla, bugün bizlere yapıldığı gibi, yarın da başka masum insanların hayatlarının karartılmasına, onurlarının rencide edilmesine devam edilecektir.

Delil bile sayılamayacak uydurma belgelerle insanların cezaevlerine atılarak ucu açık, sonu belirsiz bir sürece sokulması, bu arada kendilerinin yanı sıra ailelerinin de yaşamlarının altüst edilmesi psikolojik bir işkencedir. Bize bunları yaşatanlar, adalet gibi kutsal bir mekanizmayı şahsi kin ve nefretlerini tatmin etmek için kullananlar, bilinçli olarak işkence yapmakta ve insanlık suçu işlemektedir. Tarihteki birçok örnekte olduğu gibi bir gün gerçek adalet onlara da lazım olacaktır.

Tarihin hiçbir döneminde zalimler ve zulmedenler kazanamamış, günü geldiğinde insanlık suçlusu olarak hesap vermişlerdir. Kazanan her zaman Doğrular ile Evrensel Etik Değerler olmuştur.

Bizlerin yaşama nedenimiz ve evlatlarımıza miras olarak bırakacağımız en büyük servetimiz ONURUMUZDUR. Yaşanan bu süreçte onurlarımız insafsızca ayaklar altına alınmaya çalışılmış, ancak BAŞARILAMAMIŞTIR.

Aklı, ruhu ve vicdanı hür bir TÜRK Subayı olarak; bu dönemde hapiste olmaktan hiç ama hiç üzüntü duymuyorum. Kendimi bir sanık olarak görmüyor, aksine vatanseverlik davasının bir savunucusu olarak görüyorum. Ancak bununla birlikte; bizlerin ve en önemlisi ailelerimizin çektiği bu ıstırapların da bir daha yaşanmamasını ve yaşadıklarımızın ülke olarak gerçek demokrasiye kavuşmamızda bir katkısının olmasını diliyorum.
En büyük dayanma gücümüz masumiyetimize olan inancımız ve sizlerin samimi desteğidir.

Gerek ziyaretleri, gerekse gönderdikleri umut dolu, sevgi dolu mektupları ile bizlere olan güvenlerini, inançlarını her zaman gösteren, gerçek birer vatansever olduklarını her fırsatta kanıtlayan tanıdığımız, tanımadığımız herkese bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum.

Mektuplarınız bizlere güç vermektedir, her zaman yazabilirsiniz. Geç de olsa cevap vereceğimize emin olabilirsiniz. Öğrenmek, bilmek, söylemek istediğiniz ne varsa, gerek siz gerekse dostlarınız çekinmeden yazabilirsiniz. Bu satırları da sosyal medya vasıtasıyla istediğiniz herkese gönderebilirsiniz. Yaşananları ‘’YÜCE TÜRK MİLLETİ’’nin bilmesini sağlamak hepimizin görevi olmalıdır.

Ülkemizde evrensel hukukun ve gerçek demokrasinin en kısa sürede hâkim olmasını temenni ederken, iftiradan uzak, özgür bir yaşam sürmeniz dileğiyle en derin saygılarımı sunuyor, özgür günlerde birlikte olma arzusuyla yeni yılınızı kutluyorum.

Erdal ŞENER

K.K.K. Askeri Cezaevi
Orgeneral Eşref AKINCI Kışlası
Mamak/Ankara/Türkiye

Tarih tekerrürden ibarettir. Bugün yaşananları daha iyi anlayabilmek için tarihi bilmek lazım. Atatürk’ün 1920’de yaptığı konuşmayı okuyunca bugün yaşadıklarımızın nedenini anlamak daha da netleşiyor.

ATATÜRK’ÜN SUBAYLARA HİTABEN AFYONKARAHİSAR’DA
31.07.1920 TARİHİNDE YAPTIĞI KONUŞMA

Efendiler!
Eski silah arkadaşlarımla böyle yakından ve samimi temasta büyük vicdani zevk hissediyorum. ....... Hissiyatımı birkaç cümle ile mülahaza etmekle yetineceğim.

Arkadaşlar! İngilizler ve yardımcıları milletimizin bağımsızlığını imhaya karar vermişlerdir. Milletler bağımsızlıklarını hiç kimsenin lütfuna borçlu değildir. Hiçbir millet diğer millete hürriyet ve bağımsızlık veremez.

....Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkum ve esir vaziyettedir. Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur.

Dünyada hayat için, insanca yaşamak için bağımsızlık lazımdır. Bağımsızlık sahibi olmak için kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder.

Kuvvet ordudur.....

İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabi olarak evvela onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke şartlarının tatbikatı için silahlarımızı, cephanelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almaya çalıştılar. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüz ve taarruza başladılar. Askerlik izzetinefsini yok etmeye gayret ettiler. Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti, bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler. Bir taraftan da müdafaasız, ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de izzetinefsine, her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak planını takip ettiler ve ediyorlar.

Her şartta ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu. Orduyu imha etmek için, mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülat kalmaz.

Bu hakikat karşısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkar.

Milletimiz hür ve bağımsız yaşamak lüzumuna tam bir iman ile kani olmuş ve buna kati azim ile karar vermiştir......

Arkadaşlar, Ordu ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulur. Malum bir askeri hakikat, felsefi hakikattir; ”Ordunun ruhu subaylardır.” O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak istenilen ordumuzu tamir edecek ve canlandıracak ve ordu ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir. Millet; bağımsızlığının muhafazasından ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler. İşte subayların yüce olan vazifesi budur.

Allah göstermesin milletin bağımsızlığı ihlal edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktır. Subaylar, izah ettiğim yüce, mukaddes ve bütün açılarda üzerlerine düşen vazife itibariyle, bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve ferasetleriyle, giriştiğimiz Bağımsızlık mücadelesinde birinci derecede faal ve fedakâr olmak mecburiyetindedirler. Şahsi ve özel hayatları itibariyle de subaylar, fedakârlar sınıfının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler. Çünkü düşmanlarımız herkesten evvel onları öldürürler.

Hayatında bir an olsa bile subaylık yapmış, subaylık vazifesini, şerefini duymuş, ölümü küçümsemiş bir insan hayatta iken, düşmanın tasarladığı ve reva gördüğü bu muamelelere katlanamaz. Onun yaşamak için bir çaresi vardır. Şercimi korumak! Halbuki düşmanlarımızın da kastettiği, o şerefi ayaklar altına almaktır.

Dolayısıyla subay için “Ya istiklal, Ya ölüm” vardır. Fakat arkadaşlar ölmeyeceğiz, bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız!

Sabri Berkcan ERÖZCAN / Ankara
Çankaya University Formula-G CARTEMT Solar Car Team
Elan RaceSX
2012 Yeni I30 Style Dizel Otomatik & 2010 Hyundai i20 1.4 CVVT Style
i30club.com
Elan RaceSX
demohayat isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Nedir?
askeri casusluk, asker’i tasfiye, erdal şener, mamak askeri cezaevi


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 skici ve 1 Röntgenci)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni konu açamazsınız
Mesajlara cevap yazamazsınız
Mesajlarınıza dosya eklemeyezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:07 .


skiciyiz.biz - boardcuyuz.bizsnowboardcuyuz.bizwakeboardcuyuz.biz - kiteboardcuyuz.biz  - windsurfcuyuz.biz - skiciyiz.com
Snowboard ve kayak hakkında her şey ile birlikte, günübirlik uludağ ve günübirlik kartalkaya turları burada!
 

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.
hosting
skiciyiz.biz, yaz ve kış extreme sporları ile ilgili paylaşım sitesidir! Ve siteye gönderilen tüm mesajlar onaydan geçmeksizin anında paylaşılmaktadır. skiciyiz.biz, yazılan konu ve mesajlardan hiç bir şekilde "sorumlu" tutulmaz, tutulamaz. Tüm sorumluluk yazara aittir. İsteyen istediği gibi copy-paste yapabilir ancak 3. şahısların karşılaşacağı sorunlardan da skiciyiz.biz sorumlu tutulamaz.

skiciyiz.biz & skcyz.bz | Copyright ©2007 - 2015 | Bütün Hakları Saklıdır


radore